GiZeMLiKaPi

Alevilik nasıl doğdu!

İSLAM GENEL icinde Alevilik nasıl doğdu! konusu , Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammedin vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin ...

SiteMap Son Konular Oyun Oyna
Geri git   GiZeMLiKaPi > INANC KAPISI > İSLAM GENEL


Alt 19.05.2006, 23:16   #1
Standart Alevilik nasıl doğdu!






Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammedin vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin doğuşuna yolaçan gelişmeleri görelim:

Hz. Muhammedin vefatı sonrasında ortaya çıkan kimin halife olacağı sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarını atmıştır. Hz. Muhammed daha sağlığında birçok kez Hz. Alinin halefi olacağını vurgulamıştı. Hz. Muhammedin soyu, kızı Hz. Fatımayı eş olarak verdiği Hz. Aliden devam etmişti.Hz. Muhammed Mekkeye Hicret ettiği zaman da ailesine ve işlerine bakmak üzere Hz. Aliyi yerine bırakmıştı. Üstelik Peygamber Hz. Alinin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda onu komutan olarak atamıştır.

Bilindiği üzere Hz. Muhammed Veda Haccı dönüşünde (632) Gadîru Hum adlı yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında kendisinden sonra amcasıoğlu ve damadı Hz. Alinin müslümanlara önder yani halife tayin olduğunu ifade etmişti. Orada aralarında İkinci Halife Ömerin de bulunduğu müslümanlar bundan dolayı Hz. Aliyi kutlamışlardı.

Ölmeden önce Hz. Muhammed Bana bir kalem ve kağıt getirin size bir vasiyet yazdırayım ki, benden sonra ihtilafa düşmeyesiniz. demiş ancak bu isteği yerine getirilmemiş ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmişti. Daha sonra Hz. Ali ve diğer aile üyeleri Peygamberin defin işleriyle uğraşırken, Ebu Bekir ve Ömerin de aralarında bulunduğu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasına başlamışlardı bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekirin halife olması ile sonuçlanmış, daha sonra sırasıyle Ömer ve Osman halife olmuşlardır. Sonuç olarak bu üç kişinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine rağmen gerçekleşmiş, bu nedenle yüzyıllardır tartışılagelmiştir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar uğruna gerginlik yaratmaktan da kaçınmışlar, bu haksızlığı sineye çekmeyi uygun görmüşlerdir.

Alevi-Sünni meselesinin ilk çıkışı özetlemeğe çalıştığımız bu halifelik meselesine dayanır. Ehli Beytin başına gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayı ise Aleviliğin siyasal ve düşünsel bakımlardan daha da olgunlaşmasına ve Araplar dışındaki diğer uluslar arasında da yayılmasına neden olmuştur.Şimdi bu gelişmeleri görelim:

Osmanın halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumları ekilmiş bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çıktığı bir dönem olmuştur. Halife Osmanın yönetiminde akrabalarına, yani Emevi ailesine gösterdiği aşırı yakınlık ve valiliklere onları tayin etmesi ve diğer suistimaller ona karşı Irak, Mısır, Hicaz ve Suritede yoğun bir hoşnutsuzluk duyulmasına yolaçmıştır. Valileri halka kötü davranıyor olmalarına rağmen onları koruyucu bir tutum takınmış, sonuçta Mısır, Basra ve Kûfeden yola çıkan gruplar Halife Osmanın evini kuşatarak onu öldürmüşlerdir.(656)

Üçüncü Halife Osmanın öldürülmesi sonrası Hz. Ali halifeliği sahabenin ısrarları üzerine kabul etmiştir. Hz. Ali iç karışıklıkların çok yoğun olduğu bir dönemde ve bu karışıklıkları sonlandırmak amacıyla halifelik görevini kabul etmiştir. Daha önce Osmanın aleyhinde bulunmuş olan Hz. Muhammedin eşlerinden Ayşe, Talha ve Zübeyr, Hz. Alinin halife olması sonrasında onu Osmanın ölümünden sorumlu tutarak Cemel savaşına yolaçmışlardır. Cemel Savaşı Hz. Alinin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Hz. Ali bu olaydan sonra Şamda hüküm sürmekte olan ve kendisine biat etmeyi reddeden Şam Valisi Muaviye sorununun çözümüne girişti. Muaviye, Hz. Aliyi Osmanın ölümünden sorumlu tutuyor ve Şamda bunun propagandasını yapıyordu. Hz. Alinin uyarıları sonuçsuz kalınca Hz. Ali ve Muaviye Orduları arasında Sıffin Savaşı (657) başlamış oldu. Hz. Alinin ordusu savaşı kazanmak üzereyken, Muaviyenin yakın adamı Amr İbn-ül Asın, askerlerin mızraklarının ucuna Kuran sayfalarını bağlatarak Allahın kitabı sizinle bizim aramızda hakem olsun. diye bağırtması sonucu Hz. Alinin ordusu saldırıyı durdurdu. Bu şekilde Amrın hilesi işe yaramış ve iki taraftan hakemler seçilmiş, bir sonuca ulaşılamamıştır. Burada Hz. Alinin ordusundan ayrılan bir grup da Hariciler adını almışlardır. Böylece müslümanlar Hz. Ali yandaşları, Muaviye yandaşları ve Hariciler olmak üzere üçe bölünmüş oluyorlardı. Hz. Ali vefatından önce Haricilere yönelik askeri bir harekat düzenlemiş, önemli bir bölümünü yok etmişti. 24 Ocak 661de ise Hz. Ali, İbn Mülcem adlı bir harici tarafından uğradığı saldırı sonucunda şehid olmuştur.

Bu şekilde Emevi hükümdarı Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarını ne pahasına olursa olsun elde etmeye uğraşmış, Sıffinde Hz. Aliye yenileceğini anlayınca hileye başvurmuş ve Hz. Alinin vefatı ile Emevi saltanatını kurma amacına ulaşmıştır. Hz. Alinin vefatı sonrası Şam ve Mısır dışında bütün eyaletler Hz. Hasana biat etmişlerdi. Muaviye kendi iktidarı için tehlikeli saydığı Hz. Hasanı zehirletmekten de çekinmedi. Muaviye, Ehli Beyte ve Hz. Ali yandaşlarına her türlü eziyeti yaptırmış, camilerde Hz. Aliye lanet okutmuş ve kendisinden sonra oğlu Yezidin halife olmasını sağlamak yoluna gitmişti. Hz. Hasanın zehirletilmesiyle Yezidin önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydı.

Yezid ilk iş olarak Medine Valisi ve akrabası Velide bir mektup yazarak, özellikle Hz. Hüseyinin muhakkak kendisine uymasının sağlanmasını, bunu reddederse öldürülmesini emrediyordu. Doğal olarak Hz. Hüseyinin Yezid gibi bir zalime itaat etmesi mümkün değildi. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefinin de tavsiyesiyle 4 Mayıs 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanına alarak Mekkeye gitti. Ayrıca, Hz. Hüseyinin Yezide biat etmediğini ve Mekkeye gittiğini öğrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyine elçiler göndererek Kûfeye davet ile kendisini halife olarak tanıyacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin amcaoğlu Müslimi uygun bir ortam sağlamak için Kûfeye gönderdiyse de Müslim Yezidin adamlarınca yakalanarak idam edildi. Hz. Hüseyin Mekkeden Kûfeye doğru yola çıktığı sırada Müslim öldürülmüştü.

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbelaya geldiklerinde hem susuz bırakılmış, hem de binlerce kişilik ordu tarafından sarılmış durumdaydılar. Yezidin Kûfe valisi Ubeydullah, Hz. Hüseyinin geri dönmek, Yezidle görüşmek veya islam sınırlarından birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezidin emrini yerine getirmek, yani Hz. Hüseyini öldürmekti. Çünkü biliyordu ki Hz. Hüseyin yaşadığı sürece efendisi Yezide rahat yoktu. Sözde müslümanlardan oluşan koskoca bir ordu iktidar uğruna kendi dinlerini kuran Peygamberin torununu ve ailesini katletmeye kararlıydı.

Nihayet 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazırlıklarını yaptı ve Yezidin ordusuna yaklaşarak hitab etmek istediyse de, bu anlamlı konuşma Yezidin ordusunu pek etkilemedi. Çok dengesiz bir şekilde başlayan savaşta Hz. Hüseyinin 23 süvari ve 40 piyadeden oluşan savaşçıları öğleden sonraya gelindiğinde gittikçe azalmış bulunuyordu. Hz. Hüseyin de bu az sayıda insanla yaya olarak savaşıyordu. Sonunda Şimrin emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin şehid edildi.Sonra çadırlar yağma edildi, hasta olan İmam Zeynel Abidin de öldürülmek istendiyse de engellendi. Bu çirkin savaşın en küçük kurbanı ise daha altı aylık bir bebek olan Hz. Hüseyinin oğlu Ali Asgardı. Hz. Hüseyin tarafında şehid olanlar yetmiş iki kişi idi.

Kerbela olayı yüzyıllara damgasını vurmuş bir tarihsel olaydır. Bu olay o zamanki müslüman memleketleri halklarını o kadar etkiledi ki Emevi saltanatı kökünden sarsıldı. Kerbela Olayı İran ve Hicazda duyulunca halkta Emevilere karşı büyük bir kin oluştu ve isyan hareketleri başgösterdi. Yezidin Mekke ve Medineye saldırması ise bardağı taşıran son damla oldu. Özet olarak , camilerde Hz. Aliye küfür ettirilmesi, önce Hz Hasanın daha sonra da Hz. Hüseyin ve ailesinin ki Peygamberin soyu onlardan devam ediyordu, acımasızca öldürülmeleri, Emevi Hanedanına karşı muhalif bir düşünsel ve siyasal temeli olan bir harekete yolaçtı. Bu harekete Hz.Ali yandaşlığı veya Alevilik demek mümkündür.


Kaynak: internet


iremSU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.05.2006, 22:17   #2
Standart

Aleviliğe kısa bir kaç yorumda benden ;

Alevilik bir din değil Felsefik yaşam biçimidir..

Bu felsefeye göre Alevilerin kabesi İnsandır..

İnsan Sevgisidir..

Mezapotamyadan gelen Zerdüştlük ve Şamanizmin Harmanlanmasıyla oluşan bir inanış şeklidir aynı zamanda..

Bir Sentezdir..

Not : islamiyet 1600 yıldır var.. Zerdüştlüğün İslamyietten çok önce olduğunu söyler bilim adamları..

Alevilerin inanışında HIZIR kavramı çok önemlidir..

Tabiatın içinde barındırdığı şeylere çok önem verirler..

Yağmur - Ateş - Fırtına - Hava - Su vb.. Ahlakla ilişkisi olmayan şeylerdir bunlar..

Felsefesi derin yaşam ve inanış şeklidir..

Anlatılacak - Yazılacak çok şey var aslında..

Kısaca ve belli başlı özellikler bunlardır..

DOSTÇA


Ziyaret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.05.2006, 23:36   #3
Standart

Hz. Ali'yi es geçip taa şamanizme kadar gitmişsiniz..

ewet biz Türklerin ilk inanış biçimidir şamanizm.. Ama siz bunu alewilikle nasıl bağdaştırdınız anlamış değilim..

İslamiyet we Hz. Ali nereye gitti..?


My_RA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.05.2006, 00:12   #4
Standart

Sayın Ziyaretci,

Alevilik olgusunu ve inanışını sitemize eklemeden önce,,her konuda olduğu gibi araştırma yaptık..Bu yazı buraya pas edilmeden önce ince ince ayrıntılarıyla ele alındı..Çünkü yöneticilerimizin bu konudaki hassasiyetini ve titizliğini bildiğimizden gerçek anlamda alevilik bölümü olsun istedik..Bu konudaki yazılarımız devam edecek..Konuya ilgi duyan ve gerçek anlamda sempati duyan herkesi burda görmek isteriz.


Sizin bahsettiğiniz yada eksik olarak bizi bilgilendirdiğinizi düşündüğüm bilgi şu olabilir mi acaba? Benim incelememe göre konuya şamanlığı katmanızın sebebinin bu olduğunu düşünüyorum..

Müslümanlıktan önce Şamanlık dinine mensup olan ve daha sonra Aleviliği kabul eden Türkmenlerin dini ayinlerini idare eden Şamanlar, başlarına kırmızı bir külah giyerlerdi. Alevi dedeleri de, başlarına kırmızı külah giyerek derneklerini idare ettiklerinden dolayı Sünni Türkler tarafından Anadolu Alevilerine Kızılbaş ismi verilmiştir.

Bahsettiğiniz bu sanırım..
Katılımınızı bekliyoruz..Sayın ziyaretci...ama daha açıklayıcı olursa seviniriz.


iremSU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.05.2006, 00:30   #5
Standart

İslamiyet için putperestlere karşı werilen sawaşlarda Hz. Ali'nin ordusu başlarına kırmızı bir bant takarlardı.. We düşman bilirdi ki onlar Ali'nin ordusudur.. Hz.Ali'nin ordusu düşmanı en çok hezimete uğratan ordudur o sawaşlarda... O bandajı görünce korkardı islamiyet karşıtları..

Hz. Muhammet zamanında olmayan ayrılık ''o'' öldükten sonra çıkarılmış suni bir çıkar we güç çatışmasından başka bir şey değildir..!!! Alewiler islamı reddetmediler.. Tam tersine onun adına sawaşıtılar..

Peygamberimizin hadisleri dışında hiç bir söylemi kabul etmiyorum, etmeyeceğim de.. We Hz. Muhammed demiş mi alewilik war sunnilik war diye..?????

Hayır..!!!

Bu sonradan çıkarılan ''güç'' sawaşları yüzünden bugün islam alemi kaça bölünmüş durumda..

Ne yani alewilerle sunnilerin Allah'ı farklı mıdır..?? Dinleri başka mıdır..???

Bırakın artık bu safsataları...


My_RA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2006, 09:43   #6
Standart

aslında alevilik kelime anlamı itibari ile hz. aliyi [r.a.] sevmek demekdir..
bunu kabul etmek her muslumanın mecburiyetliligidir..
buna gore her musluman ayrıca alevidir..
ama aleviler hayır efendim öyle degil böyle dierek cami degil cem evi hz. muhammet . s.a.v. degil hz.ali r.a. diorlar durumda burda malesef SAPIKLIGA GIRIO


Bordo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2006, 14:47   #7
Standart

Sn. Bordo,



"bunu kabul etmek her muslumanın mecburiyetliligidir..!
__________________________________________________ _______

adı üstünde inanış

mecburiyet diye bir kavram yoktur. Din konusunda herkesin özgür iradesi vardır. İsteyen istediği din olgusunu seçebilir. Bu cümlenizi anlayamadım..neden mecbur olduğumuzu açıklar mısınız bize?


iremSU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2006, 15:40   #8
Standart

elbetteki insanlar dogru bildigine inanır.. buna lafım yok
dine bagımlılık vs gibi kavramlar da soz konusu degil herkes her konuda hür dür..

Lakin..

ben müslüman lıgı secenler
müslümanım diyenler icin
her sirketin dogru yonetilmesi icin belli baslı kurallar ve ya prensipler vardır..
bu durum müslümanlık icinde gecerlidir..
hz. ali bir halifedir.. öyle degilmi?
peki siz dinen kabul edilmis bir seyi kabul etmediginiz de otomatikman o dinide kabul etmemis olmuormusunuz ?

bu durumda hz aliyi halife olarak kabul etmek ve sevmek de muslumanlıgın icinde olan bir sey degilmidir?

benm söylemek istedigim budur..


Bordo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2006, 16:17   #9
Standart

öncelikle bana hitap ederek yazıyorsan en azından Sn.irem hanım yada irem hanım diyebilirsin..hitabetsiz bir giriş için bir samimiyet gereklidir..buna bundan sonra dikkat etmeni rica ediyorum..bu benim için önemlidir çünkü..

gelelim konumuza..konumuz alevilik ve bununla ilgili bir döküman sunduk burda..konunun saygınlığı açısından kullandığımız kelimelere de dikkat edeceğiz..çünkü burayı okuyan kişiler bu olguya ne kadar önem verdiğimizi görmeliler..senin kullandığın cümlelerdeki

" her sirketin dogru yonetilmesi icin belli baslı kurallar ve ya prensipler vardır"

"burda malesef SAPIKLIGA GIRIO"

gibi cümleler konumuzla pek ilintili değil..biz din olgusundan bahsediyoruz. Şirket yönetiminden değil..


Görüşlerimizi açıklarken, en azından böyle ciddi konularda daha özenli davranırsak daha iyi olur düşüncesindeyim..


iremSU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.05.2006, 16:21   #10
Standart

Alıntı:
ORiJiNAL YAZARI : iremSU
öncelikle bana hitap ederek yazıyorsan en azından Sn.irem hanım yada irem hanım diyebilirsin..hitabetsiz bir giriş için bir samimiyet gereklidir..buna bundan sonra dikkat etmeni rica ediyorum..bu benim için önemlidir çünkü..

gelelim konumuza..konumuz alevilik ve bununla ilgili bir döküman sunduk burda..konunun saygınlığı açısından kullandığımız kelimelere de dikkat edeceğiz..çünkü burayı okuyan kişiler bu olguya ne kadar önem verdiğimizi görmeliler..senin kullandığın cümlelerdeki

" her sirketin dogru yonetilmesi icin belli baslı kurallar ve ya prensipler vardır"

"burda malesef SAPIKLIGA GIRIO"

gibi cümleler konumuzla pek ilintili değil..biz din olgusundan bahsediyoruz. Şirket yönetiminden değil..


Görüşlerimizi açıklarken, en azından böyle ciddi konularda daha özenli davranırsak daha iyi olur düşüncesindeyim..

öncelikle ben asla kisisel yazmam bu konuda anlasalım burası sadece siz ve ben icin var degil..

verdigim örnekler adı ustunde örnek elbetteki din - ticari amaclı var degil.. ornekleri degistirebiliriz farklılastırabilirizde sorun degil..

sapıklık olayına gelince sapkınlıgın diger adı dır...


Bordo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uzayda Bir Yıldız Doğdu SaTıR_ARASI EVRENiN SIR KAPISI 0 20.07.2010 19:40
Dev markalar nasıl doğdu ? SalihCetin Her Telden 3 10.11.2009 14:33
Ay doğdu üzerimize kelaynak DiNi ŞiiRLER 0 10.10.2008 16:39
o beşiktaşlı doğdu grateL Bebecikler 2 24.11.2007 13:35
1907'de doğdu aşkımız... KAPI TOKMAKLARI Fenerbahçe 0 10.06.2007 17:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:28 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0

alexa Valid XHTML 1.0 Transitional


Contact Us