![]() |
KONUŞALIM - TARTIŞALIM icinde KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK konusu , KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK KOYUN Bozkırların hayvanıdır. Hafif dalgalı düzlüklerde iyi yetişir. Türkiye'nin iklim şartları genelde koyun yetiştiriciliğine elverişlidir. Düşük sıcaklık sebebiyle Doğu Anadolu Bölgesinin doğusunda yetiştiriciliği gelişmemiştir. Ayrıca Doğu Karadeniz bölümünün ...
| |||||||
| | #1 |
![]() | KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK KOYUN Bozkırların hayvanıdır. Hafif dalgalı düzlüklerde iyi yetişir. Türkiye'nin iklim şartları genelde koyun yetiştiriciliğine elverişlidir. Düşük sıcaklık sebebiyle Doğu Anadolu Bölgesinin doğusunda yetiştiriciliği gelişmemiştir. Ayrıca Doğu Karadeniz bölümünün kıyı kesiminde yüksek nem ve gür çayırlardan dolayı koyun yetiştirilmez. En fazla koyun yetiştiren bölgemiz İç Anadolu'dur. Bozkırların geniş alan kaplamasından dolayı. Doğu Anadolu Bölgesi (batısı) ve G.Doğu Anadolu Bölgeleri de koyun yetiştiriciliği gelişmiştir. Koyun kısa boylu otların geniş alanlarda yetiştiği bozkırlara uymuş bir hayvandır. Türkiye'nin birçok bölgelerinde ve özellikle yarı kurak olan step sahalarında başlıca yetişme yerini bulmuştur. Koyun, yürüyüşü ağır bir hayvan olduğundan, dik yamaçlı yerleri değil, düzce veya hafif dalgalı araziyi ister. Koyun. Anadolu'da eskiden beri ye*tiştirilmiş bir hayvandır. Yeşil otlakların bir süsü olmuş bulunan koyun, eti ve sütü, yünü ve derisi ile yaşantımızda önemli yer tut*muştur. Memleketimizdeki başlıca soyları kıvırcık, dağlıç, karaman (akkaraman, morkaraman), sakız ve merinostur. Kıvırcık koyunu Trak*ya ile Güney Marmara bölgesinde yetişir. Et kalitesi çok iyidir. Bu soy, bir yüksek yayla hayvanı olmayıp, iyi otlaklar ister ve soğuğa fazla dayanamaz. Bu nedenle yüksek yaylalar bu cins koyunun yayılma sınırını çizmiştir. Dağlıçlar ise, bütün batı Anadolu'da ve bu arada Ege böl*gesinin çok dağlık olmayan bölgelerinde yetişir. Ege bölgesinin bir başka koyun cinsi de sakızdır ki, ince ve az geniş kuyrukludur. Tür*kiye'nin öteki bütün bölgelerinde iri kuyruklu koyunlar yetişir. İç ve Doğu Anadolu'nun yaygın koyun soyu Karamandır' ki, bölgesine göre çeşitleri vardır. Bütün bu yerli koyunlarımızın yünleri çoğunca kalın ve kısadır. Bu nedenle, 50 yıl kadar önce yumuşak ve ince kumaş do*kumaya daha elverişli olan merinos koyunu yetiştirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu arada yün dokuma fabrikalarımız için merinos yünü ithal edilmiştir. En fazla İspanya'da tutunmuş olan bu cins koyun, mem*leketimizde de Karacabey' deki ve Bandırma yakınlarındaki merinos is*tasyonlarında yetiştirilmiş, eski koyunlarımızla melez şekilleri de elde edilmiştir. Merinosların yünü ince ve uzun olup, et kalitesi yüksek de*ğildir. Bu nedenle türlü ülkelerde kasaplık koyunlarla birleştirilerek melez soylar üretilmiştir. Merinos soylarının en yaygın olduğu ülkeler Avusturalya, Güney Afrika ve Arjantin'dir. Et ve yün vasıfları farklı olan bütün bu koyunlarımızın sayısı 40 yıl kadar önce 13 milyon tahmin olunmuş, bu miktar günümüze kadar çoğalmış, 1970 de 36.500.000'i, 1982 de 50.000.000'0 bulmuştur. Buna göre, memleketimizde bugün nüfus başına bir koyun düşmektedir: Yün (yapağı) üretimi 57.000 tonu biraz geçmiştir. Yerli koyunlarımızın yün verimi az olup, ortalama olarak koyun başına 1,5 kilo kadardır. Me*rinos koyunlarının verimi ise 4 kiloyu bulmaktadır. Türkiye, dünyanın çok koyun yetiştiren ülkelerindendir. Koyun Türleri: Kıvırcık: Soğuğa dayanıklı değildir. Et verimi yüksektir. Marmara ve Ege Bölgelerinde yetiştirilir. Dağlıç: Ege ve İç Batı Anadolu'da yetiştirilir. Karaman: Ege, İç, Doğu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilir. Sakız ve Merinos: G.Marmara Bölümünde yetiştirilir. Merinos yünü için yetiştirilmektedir. Koyun et, süt, yapağı, deri ve gübreleri ile insanlara ekonomik güç veren önemli bir hayvandır. Hem çiftçi hem de ülke ekonomisini kalkındırmak için koyunculuğun yaygınlaştırılması gereklidir. Ama bakım ve beslenme koşullarının iyileştirilmesi, öte yandan koyunların saf yetiştirme ve melezleme yolu ile ıslah edilerek verimliliğin artırılması şarttır. Öyleyse koyunculuğun doğal ve ekonomik koşulların gerektirdiği yönde gelişebilmesi için, mevcut yetiştirme tekniklerinin geliştirilmesi ve yetiştiricilerin yenilikleri bilmesi ve uygulaması gerekir. Koyunculuk yapmaya karar verdiğimiz takdirde öncelikle yaşadığımız bölgeyi iyi tanımamız ve ona göre uygun ırkla çalışma yapmalıyız. Genel olarak Anadolu’nun iç kısımlarında yağlı kuyruklular, denize yakın bölgelerde ince kuyruklular yaygındır. Yağlı kuyruklu koyunlar Morkaraman, Akkaraman, Dağlıç ve İvesi’dir. İnce kuyruklu koyun ırklarımız ise Kıvırcık, Sakız, Karayaka ve Merinostur. MORKARAMAN Genel olarak Doğu İllerimizde yetiştirilir. Vücut renkleri kızıldan mora kadar değişmekte baş, burun, karın altı ve bacaklar çıplaktır. Yağlı kuyrukludur. Anaçlarda canlı ağırlık 50-60 kg, süt verimi 50-60 Litre kirli yapağı verimi 2-2,5 kg. olup her 100 koyundan 95-105 kuzu alınmaktadır. Süt kesiminden sonra 3 aylık besleme ile 20-25 kg. karkas alınabilir. AKKARAMAN KOYUNU Batıda Eskişehir ve Kütahya’dan başlayarak Doğuda Sivas’a kadar, sahil bölgeleri dışında Orta Anadolu’da ve geçit bölgelerinde yetişir. Bunlarda vücut beyaz renkli yapağı ile örtülüdür. Ağız, burun, göz çevresi, kulak ve ayaklarda siyah lekelere rastlanır. Yağlı kuyrukludur. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 40-45 kg. süt verimi 50-60 Litre kirli yapağı verimi 1,5-2 kg.dır. 100 koyundan 100-110 kuzu alınır. Süt kesiminden sonra 3 aylık besleme ile 20-22 kg. karkas verebilir. DAĞLIÇ KUYUNU Sakarya nehrinden başlayıp Ege Bölgesinin kıyı İllerine kadar uzanır. Vücut beyaz renkli, kaba karışık yapağı ile örtülüdür. Ağız, burun, göz etrafları ve ayaklarda siyah lekeler görülür. Erkekler helezoni boynuzlu, dişiler boynuzsuzdur. Kuyruk yağlı olup kalp şeklindedir. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 35-40 kg., süt verimi 40-50 Litre, kirli yapağı verimi2-2,5 kg.dır. 100 koyundan 90-100 kuzu alınır. SAKIZ KOYUNU İzmir İlinde özellikle Çeşme İlçesinde yetişir. Vücut beyaz renkli, kaba-karışık yapağı ile örtülüdür. Baş ve bacaklarda siyah lekeler vardır. Erkeklerde kuvvetli, kıvrımlı boynuz bulunur. Dişiler boynuzsuzdur. Uzun yağsız kuyrukludurlar. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 40-45 kg., süt verimi 120-180 Litre dir. 100 koyundan 180-200 kuzu alınır. Bu yöre dışına çıkarıldığında bu verim alınamamıştır. KIVIRCIK KOYUN Trakya ve Marmara'nın Güneydoğusundaki İllerde Ege Bölgesinin Manisa, İzmir, Aydın İllerinde yetişir. Vücut beyaz renklidir. Erkeklerde beyaz renkli kıvrımlı boynuz olup, dişiler boynuzsuzdur. İnce uzun kuyruğu vardır. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 40-42 kg., süt verimi 60-90 Litre, kirli yapağı verimi 1,5 kg. dır. 100 koyundan 110-130 kuzu alınmaktadır. Et kaliteli olup, süt kesiminden sonra iki aylık besleme ile 17-18 kg. karkas verebilir. KARAYAKA KOYUNU Karadeniz kıyı şeridinde özellikle Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Tokat İllerinde yetiştirilir. Vücut beyaz renkli kaba yapağı ile örtülüdür. Erkeklerde kalın kıvrımlı boynuzlar olup, dişilerde boynuz yoktur. Kuyruk yağsız ince ve uzundur. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 35-40 kg., süt verimi 40-45 Litre olup, kirli yapağı verimi 1,5-2 kg.dır. İVESİ KOYUNU Suriye sınır boyunda Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay İllerinde yetişir. Baş ve bacaklar kahverengi vücudu ise beyazdır. Yağlı kuyruklu koyunlardır. Erkekler boynuzlu, dişiler boynuzsuzdur. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 44-48 kg. süt verimi 90-155 Litre, kirli yapağı verimi 2-3 kg.dır. KARACABEY MERİNOSU Balıkesir, Bursa yörelerinde yetiştirilir. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 55-70 kg., süt verimi 50-55 Litre, kirli yapağı verimi 3,5-4 kg.dır. 100 koyundan 125-130 kuzu elde edilir. Vücut beyaz renkli kuyruk ince uzundur. Erkeklerin çok azında boynuz görülür, dişiler boynuzsuzdur. KONYA MERİNOSU Vücut beyaz renkli yapağı ile örtülüdür. Erkek ve dişiler boynuzsuzdur. Kuyruk yağsız ince ve uzundur. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 54-56 kg., süt verimi 40-50 Litre, kirli yapağı verimi 3,6-3,8 kg. olup, 100 koyundan 130-140 kuzu alınır. MALYA KOYUNU Vücut beyazdır. Baş ve bacaklarda siyah lekeler bulunabilir. Yarım yağlı kuyruklu koyunlardır. Ancak koyunlarda canlı ağırlık 45-50 kg.dır, kirli yapağı verimi 2,4-2,8 kg.dır. GÖKÇEADA KOYUNU Gökçeada ve Çanakkale çevresinde yetişir. Beyaz yapağılı ince uzun kuyruklu, küçük cüsseli bir ırktır. Erkekler boynuzlu, dişiler boynuzsuzdur. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 35-40 kg.dır, süt verimi 50-60 Litre, kirli yapağı verimi 2-2,5 kg.dır. TUJ KOYUNU Türkiye'nin Kuzeydoğu İlleri Kars, Ardahan ve Iğdır bölgelerinde yetiştirilir. Anaç koyunlarda canlı ağırlık 38-42 kg., süt verimi 55 Litre, koçlarda yapağı verimi 3-5 kg.dır. HERİK KOYUNU Sivas, Amasya, Sinop, Samsun, Trabzon ve Çorum İllerinde dağlık bölgelerde yetişir. Küçük cüsseli erkekler boynuzlu, kuyruk yağlıdır. HEMŞİN KOYUNU Karadeniz sahillerinde Artvin dolaylarında yetişir. Kahverengi olmalarına karşın siyahları da vardır. Et ve yapağı kalitesi düşüktür. TAHİROVA KOYUNU Ege ve Marmara Bölgesinde yetişir. Melezdir. Yavru ve süt verimi yüksektir. ÖDEMİŞ KOYUNU Batı Anadolu'da Ödemiş çevresinde yetişir. İnsan yaşamı ve koyunculuk Tarihin derinliklerine inildiği zaman, yaşama savaşı verilen ortamlarda çok eski yıllardan beri insanla hayvanın, yan yana ve karşı karşıya olduğu görülür. Önceleri ormanlarda vahşi hayvanları avlayarak geçinen, etleri ile karnını doyuran derilerinden giysiler yapan insanlar, daha sonraki dönemlerde bu hayvanları eli altında ve çevresinde bulundurarak yararlanmayı düşündüler. Asırlar boyu ya da binlerce yıllık çok uzun dönemlerde yabani hayvanların evcil duruma getirilmesi için sabırla ve inatla insanların çalıştıklarını ve sonunda bunu başardıklarını görüyoruz. Evcilleştirme ve evcil hayvan elde etme, insanoğlunun başarılarla dolu tarih sahifelerinden biri, belki de en parlak ve insanlık yararına olanıdır. Bugünün insanı, teknik olanaklar sayesinde makineleşmiş ve hızlı bir hayat temposu kazanmıştır. Az zamanda çok iş yapmak ve insan gücünden verimli şekilde yararlanmak yirminci yüzyılın başlıca karakteridir. Böylece çağımızın insanı yeni evcil hayvan elde edecek kadar zamana, sabır ve tahammüle sahip değildir. Eğer durum böyle olmasaydı, bugün bile yeni evcil hayvanlar elde etme olanağı bulunabilirdi. Atalarımız evcilleştirme olayını başarmak için inat ve sabırla çok uzun yıllar çalışmışlardır. Koyun insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir. Yabani hayattan uzaklaşıp evcil hayvan halinde insan eli altına giren koyun üzerinde uzun yıllar çalışan insan, büyük değişiklikler meydana getirdi. Belli verim yönlerinde koyunları seçime (seleksiyon) tabi tutarak ve bu işe uzun yıllar devam ederek birbirinden farklı koyun tipleri meydana getirildi. Bu farklı koyun tipleri, belli yaşama koşullarında uzun zamanlar yetiştirilerek ve sürekle seçilerek özelliklerini yavrularına geçirebilir koyun ırkları haline geldiler. Bugün dünya yüzünde iki yüzden fazla koyun ırkı vardır ve her gün yenilerini meydana getirmek üzere sayısız projeler dikkatle yürütülmektedir. Günün ekonomik gereksinmelerine göre bir koyun üzerinde arzulanan özellikleri toplayabilmek çabası sürekli olarak yeni tiplerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Göçebe hayatı yaşayan ilk insan topluluklarından bugün kadar, koyunlar daima insanın yanı başında bulunmuşlardır. Yabansal koyunu ormanlardan avlanmak suretiyle etinden karnını doyuran, derisini sırtına elbise diye geçirip yağmur ve soğuktan kendini koruyan insan, evcilleştirme olayından sonra bu değerli hayvanı kendi eli altında üretmeye başladı. Gerektiğinde tanrılara kurban etmek ve kesip yemek üzere insan meskenleri civarında koyun sürüleri bulunduruldu. Daha sonraları süt ve yapağı verimlerinden de yararlanmak suretiyle koyunlar çok verim yönlü ve ekonomik yarar sağlayan hayvanlar haline geldi. Milattan yaklaşık 4000 yıl önce Babillerin koyun yününden kumaşlar dokuduklarına dair tarihi vesikalar ele geçmiştir. İsviçre göl beldeleri kalıntılarından da yünlü dokuma artıklarına rastlanmıştır. Bu bilgilerin koyunun çok eski olan tarihini ortaya koymaktadır. Bakım ve beslemesinin kolay olması ve insanlara çok taraflı yararlar sağlaması ile koyun, diğer hayvanlara nazaran fazla çoğalarak dünyanın hemen bütün ülkelerine yayılma şansına sahip olmuştur. Az yeme kanaat eden, çok kere otlak ile yetinen, hastalıklara ve soğuğa dayanıklı hayvanlar olarak koyunlar az masrafla garantili üretim sağlama bakımından daima insanların ilgisini çekmiştir. Özellikle tarımı fazla gelişmemiş, bakım ve yemleme koşulları geri olan ülkelerde küçük işletmelerin ve aile işletmelerinin en güvenilir kaynağı olarak koyunculuk ön planda gelir. Özellikle yağışı az bölgelerde zayıf otlaklarda en kolay yetiştirilen hayvan koyundur. Herkesçe bilinen bir Türk Atasözü "Buğdayla koyun gerisi oyu" bu durumu çok güzel açıklamaktadır. Binlerce yıldan beri sütü, eti, yünü ve derisi ile insanların en önemli gereksinimlerini karşılayan koyunlar, yirminci asır insanlarının hayatında da büyük rol oynamaktadır. Koyun eti dünyanın birçok bölgelerinde sevilen ve aranan etlerden biri olarak kabul edilir. Koyun sütünden en değerli ve yüksek fiyatla satılan yiyecek maddeleri elde edilir. Dokuma endüstrisinde kullanılan en önemli ham madde yündür. Yünlülerin kendine has özellikleri nedeniyle birçok yapay dokumalara karşın yünlü kumaşlarla değerlerini ve üstünlüklerini koruyabilmektedirler. Özellikle orduların harp gücünü arttırma bakımından soğuktan koruyucu yünlü maddelerin önemi büyüktür. Kuzu postlarından elde edilen iç ve dış kürkler dünya ticaretinde büyük bir yer tutarlar. Koyun gübresi ile tarlaları gübreleme, tarımda önemli konulardan biridir. Bağırsağından boynuzuna kadar koyunun her şeyinden yararlanılır. Koyun yetiştiriciliği hemen tüm dünya ülkelerine yayılmış bulunmakta ve kimi yerlerde en başta gelen bir üretim kolu olarak dikkati çekmektedir. Gelecekte de koyun yetiştiriciliğinin bugünkü değer ve önemini kaybetmeyeceği söylenebilir. Hatta bugün geniş ölçüde koyun yetiştiren ve yapağı elde eden memleketlere egemen olma bakımından büyük devletler arasında bir yarışma vardır. Kimi memleketlerde koyunculuğun hızla geliştiği kimilerinde de gerileme olduğu bilinen bir gerçektir. Hiç şüphesiz bunun kimi nedenleri vardır. Tarım ekonomisi, teknik ve doğa koşulları sayılmalıdır. Belli koşullarda özellikle entansifleşen tarım içinde koyundan daha karlı hayvanlar yetiştirildiği takdirde koyunculuktan vazgeçileceği kolayca açıklanabilir. Daha değerli ve yüksek gelir sağlayan ürünlerin yetiştirilebileceği topraklar üzerinde koyun sürüleri dolaştırmak elbette ki savunulacak bir görüş değildir. Tarımsal üretim içinde koyunculuğun yeri Yurdumuzda ülke ekonomisi bölümleri içinde en önemli yer tarımındır. Nüfusumuzun en az % 55’i köy ve kasabalarda yaşar ve çeşitli tarımsal üretimle uğraşır. Halkın beslenmesinde olduğu kadar iç ve dış ticarette ve özellikle döviz sağlamada tarımsal üretimin yeri ve önemi çok büyüktür. Yurdumuzda küçük orta ve büyük olmak üzere hemen her tip tarım işletmesinde hayvancılık göze çarpar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde tarımsal üretim içinde hayvancılıkta koyunun yeri ve önemi az ya da çok değişiklik gösterir. Doğal ve ekonomik etmenler bu bakımdan önemli rol oynar. Genel olarak hayvancılık tarım işletmesi içinde yer alır ve en önemli üretim kollarından birim oluşturur. Hayvancılığı tarım işletmesinin dışında düşünmek olası değildir. Bu nedenledir ki gelişmiş ülkelerde, tarımın bir kolu olan hayvancılık da gelişmiş durumdadır. Hayvancılık kolu içinde çeşitli hayvan yetiştiriciliği söz konusudur. Bunlardan bir tanesi de koyunculuktur. Genel olarak girişim ve gerçekleştirilmesi kolay olduğu için hemen her yerde koyunculuğa rastlanır. Ancak otlakları geniş kurak iklim koşullarına sahip bölgelerde koyunculuk daha geniş ölçüde yer alır. Avrupa ve Amerika’da düzenli tarım işletmeleri içinde koyunculuk önemli bir hayvansal üretim koludur. Sürüler genel olarak çiftlik yapısına bağlıdırlar. Bunun yanında sadece koyunculuk yapan geniş işletmeler ve çok büyük sürüler de vardır. Türkiye'de küçük ölçekte yapılan hayvancılık genellikle küçük işletme ve aile işletmesi içinde yürütülür. Kimi bölgelerimizde büyük sürüler halinde yapılan koyunculuk ve hele göçer koyunculuk, tarım işletmesinden kopmuş, ayrılmış gibidir. Böylece görülüyor ki koyun yetiştiriciliğinde çeşitli işletme biçimleri vardır. Gerek yabancı ülkelerde ve gerekse yurdumuzda bunların örneklerine rastlamaktayız. Tarımsal üretim içinde başarılı bir koyunculuk yürütmek için kimi koşullar vardır. Gerek doğa koşulları ve gerekse ekonomik koşullar koyunculuk için uygun ise, başarıya ulaşmak artık yetiştiricinin maddi gücüne ve teknik yeteneğine bağlı kalmaktadır. Başarılı ve karlı bir koyunculuk için yetiştiricide aranan özellikler şunlardır: Hayvanları sevmek: Hayvanlara içten bir sevgi ile bağlanan onların ızdırap çekmesinden nefret eden insan ideal bir yetiştirici olabilir. Bu durumun ortaya çıkması için hayvanla ilgilenmek gereklidir. Uzun zaman koyunla uğraşmak onlarla beraber bulunmak bu sevginin doğmasını sağlar. Dikkatli olmak ve her şeyi incelemek: Hayvanların hastalık ve rahatsızlıklarını dışarıdan dikkatle incelemek suretiyle farketmek olasıdır. Yetiştirici ve çoban sürüsünü sık sık gözden geçirmeli ağıla dönerken otlarken tek tek hayvanların durumunu incelemelidir. Böyle hareket edilirse sürüdeki hayvanların her hali önceden anlaşılmış ve önlem alınmış olur. Hayvanlara bakmayı özel zevklerin üzerinde tutmak: Her ne kadar bir koyun yetiştiricisinin kendi sağlığını ve hayatını hayvanlar için feda etmesi gerekmezse de, hayvanlara kendisini vermesi, kimi zevk ve eğlencelerinden uzaklaşıp sürüsü ile ilgilenmesi gereklidir. İyi bir yetiştiricinin uzun süre tatil yapması, çiftliğinden uzaklaşması olası değildir. Sabırlı olmak: Koyun sabırlı insan ister. Sabırsız ve aceleci yetiştirici ve çoban elinde koyunlar çok ızdırap çeker. Çünkü yaratılış bakımından koyunlar ağır hareket eden, fazla atak olmayan varlıklardır. Otlakta koyunların yürüyüşünü, ağır temposunu çobanın sadece izlemesi gerekir. Seri hareketlerden daima sakınmalıdır. Güneş doğarken kalkmayı sevmek: Koyunlar doğal karakterleri nedeniyle erken kalkan ve sabah serinliğinde otlamayı seven hayvanlardır. Güneşin kızgın olduğu saatlerde koyunların otlatılması doğru değildir. Aslında böyle sıcak ve fazla güneşli saatlerde koyun meraya çıkarılsa bile fazla otlama arzusu göstermez, gölgelik ve serin yerlere kaçmaya çalışırlar. Güneş doğmadan sabahın ilk serin saatlerinde otlağa çıkan koyunlar büyük bir zevkle otlar ve karnını doyururlar. Bu nedenle yetiştirici ve çoban güneş doğarken yataktan kalkmayı zevk edinmelidir. Buna alışmayan insan iyi bir koyuncu olamaz. Yapmadan önce iyi incelemek ve düşünmek: Koyunculukta başarılı olma ve kazanmaya aday iyi bir yetiştirici gözü kapalı ve yalnız duygularına kapılarak bu işe sürüklenmemelidir. “Bir arkadaş da bunu yapıyor”, ya da “bu iş benim hoşuma gidiyor” gibi duygularla koyunculuğa başlamak çok kere üzücü sonuçlar verir. Öncelikle doğa ve arazi varlığı bakımından, sonra ekonomik koşullar bakımından konu dikkatlice incelendikten sonra karar verilmelidir. ![]() ![]() ![]() ![]() |
| | |
| | #2 |
![]() | koyunculuğu küçümsemeyin ilerde çok iyi para olacak yününden etinden sütünden |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Küçükbaş Hayvancılık | Chanqe Everythinq | Tarım Ve Hayvancılık | 4 | 02.01.2009 22:32 |
